Yönetim
0

Son Dönemin Yoğun Spor Gündemi: Spor Kulüplerinin Borçlarının Yapılandırılması. Peki Bu Gündem Neden Bu Kadar Önemli?

Finans Kartalları olarak yıllardır bir araya geliş sebebimiz olan Çağdaş Beşiktaş ilkeleri kulübümüze katkıda bulunmak ve Beşiktaş’ın bu ilkeler doğrultusunda yönetildiğini görebilmek için çalışıyoruz. Bu doğrultuda grubumuzun isminden de anlaşıldığı üzere finans sektöründen alanında uzman birçok profesyonel bir araya gelerek; son günlerde Türk futbolunda önemli bir gündem maddesi olan borç yapılandırmasını değerlendirdi. Bu konuyla ilgili tüm görüşlerimizi bu yazımızda detaylarıyla aktaracağız.

Gündemin ara sokaklarına girmeden önce futbolun geleceğini yakından ilgilendiren finansal yapılandırmanın başarı ile sonuçlandırılabilmesi için spor kulüpleri yasası, bütçe disiplini ve güçlü bir denetimin olmazsa olmaz koşul olduğuna inandığımızın altını çizmek istiyoruz. Geçmişte İspanya kötü bir yapılandırma tecrübesi yaşamış, denetim kısmı iyi kurgulanmadığı için kulüplerin borçları çok daha fazla artarak yapılandırma öncesinden daha kötü duruma gelmiştir. Benzer bir tecrübeyi bizim de geçmişimize eklememek için başarılı bir yapılandırmanın olmazsa olmazı olan “denetim” bu süreçte ilk dikkate alınacak unsurlardan olmalıdır.

Türk futbolunda gelinen noktada milli takım; 2010 Güney Afrika, 2012 Polonya-Ukrayna, 2014 Brezilya ve 2018 Rusya Dünya ve Avrupa kupalarına katılamamış, 2016 Fransa turnuvasında ise gruplarda elenmiştir. Beş turnuvanın sadece birine katılıp orada da bir üst tura geçilmemiş olması ülkemizde futbol adına yanlışlar olduğunun temel kanıtıdır.

Sadece dört büyük kulübün 10 milyar TL’ye ulaşan borçlarını da göz önünde bulundurduğumuzda kulüplerimizin artık sürdürülemez seviyede olan borçlarının yapılandırılmasının da ülke futbolunun geleceğinden bağımsız düşünülemeyeceğini söyleyebiliriz.

Yakın tarihimize baktığımızda Beşiktaş’ımızın iki şampiyonluk yaşadığı dönemin UEFA’nın FFP kurallarının uygulandığı döneme denk gelmesi tesadüf değildir. Denetim bittiği anda kulüp yönetimi bütçe disiplinini de rafa kaldırmıştır.

Ne yazık ki yarı para harcayarak şampiyonluk elde eden takım, ücret bütçesini iki katına çıkarmasına rağmen sezonu dördüncü sırada tamamlayabilmiştir. Bu nedenle yapılandırma; kurallara bağlı olmalı, ödenebilecek seviyede gelire endeksli, sporcu maaş bütçeleri belirli ve futbolcu satış ile kiralama giderleri de gelirlerinden fazla olmamalıdır. Hatta UEFA’nın FFP kurallarına göre daha katı kurallar uygulanmalı ve menajerlik giderleri de hesabın içine mutlaka dahil edilmelidir.

Borç yapılandırması ödemesiz dönem ve vade yanında başka konuları da içeren teknik bir hesaptır. Eğer yapılandırma kulübün tüm gelir, gider, borç ve alacakları göz önünde bulundurmadan hesaplanır; ihtiyaçtan daha kısa bir vade ve daha düşük bir tutar ile yapılırsa bugün yaşanan sorun sadece halının altına süpürülmüş olur ve günü kurtarır.

Yapılandırmanın kapsamı sadece mali borçlar ve bazı alacaklıları içerirse yapılandırma baştan ölü doğacaktır. Kulüplerimizin büyük tutarlarda devlete de vergi ve SGK borçları bulunmaktadır. Yapılandırmada vade ve ödeme tutarı belirlenirken bu borçlar da mutlaka dikkat alınmalıdır. Bu süreçte devlete olan vergi ve SGK borçlarının yapılandırmasının da kamu otoriteleri tarafından koordineli ve eş zamanlı yapılması gerekmektedir.

Özetle; konu kulüpleri kurtarmak değildir ve olmamalıdır. Kurtarılacak bir şey varsa o da Türk futboludur ve futbolun en önemli aktörlerinden olan kulüplerin borçlarının top yekûn olarak çok sıkı bir denetim ve yaptırım şartıyla yeniden yapılandırılması bunun bir parçasıdır.

Spor kulüpleri bu ülke ekonomisinin bir parçası olduğu gerçeğini göz ardı etmemeliyiz. Nasıl ülkemizin en büyük şirketlerinin borçları istihdam adına gelecek adına milyarlarca liralık yapılandırmaya konu olduysa aynı şekilde kulüplerin borçlarının da yapılandırılması son derece tabidir.

Yapılandırma hesabını 31.12.2018 tarihli konsolide bağımsız denetim raporuna göre sadeleştirdiğimizde; Beşiktaş’ın 2019 yılı içerisinde bankalara ödemesi gereken rakam; 546 milyon TL, kur farkı hariç ödediği faiz gideri 231 milyon TL, vergi ve SGK borçlarının 225 milyon TL, 2019 yılı bütçelenen ücret giderlerin 397 milyon TL’yi de göz önünde bulundurduğumuz da toplam 1,4 milyar TL’dir. Buna karşın 2019 yılı toplam gelir tahmini 1,1 milyar TL iken arada yaklaşık 300 milyon TL’lik fark oluşmaktadır. Bununla birlikte toplam borcun 2,5 milyar TL ve bu borcun da sadece finansal kurumlara olan kısmı 1,3 milyar TL olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda sadece 250 milyon TL’lik bir kısmının yapılandırması ancak günü kurtaracaktır.

Borç yapılandırmasının bir önemli paydaşı konumunda olan Ziraat Bankası’nı sadece çiftçilere kredi veren bir kurum olarak tanımlayamayız. Bireysel ve tüzel kişilik olmak üzere geniş bir kredi portföyü olduğu gibi ödeme güçlüğü çeken birçok şirketin borçları, gerektiğinde taze kaynak sağlanarak yapılandırılmaktadır. Aynı şekilde devlet, şirketlerin vergi borçlarını da yapılandırmakta ya da ertelemektedir.

Bu anlamda devlet ve mali alacaklılar; kulüplerimize ayrıcalıklı değil diğer kurumlar ile benzer davranmalıdır. Yapılandırma; gelirlerine göre her kulüp için farklı hesaplanmalı ve bu hesap yapılırken UEFA gelirleri hesaba KATILMAMALIDIR.

Borç yapılandırmasının amacını tahsilat olarak tanımlayabiliriz. Alacaklı; bu yapılandırma sonucunda borcu tahsil etmeyi hedefler. Top yekûn yapılandırmanın önemi olası bir adaletsizliğin (bir kuruma daha yüksek ve hızlı öderken diğerine ödememek gibi) önüne geçmek noktasında ortaya çıkacaktır.

Sadece kamu bankalarına olan borç yapılandırılır ve diğer bankalara borç ödemesi devam ederse bu adil bir çözüm olmaz.

Alt yapıdan ilk 11’e oyuncu monte eden ve ilk 11’deki Türk oyuncu sayısını belirli bir sayının üzerine çıkaran kulüpleri faiz oranında indirim ve harcama yetkisi gibi teşvikler verilebilir. Bu ve benzeri uygulamalar yapan kulüpler böylece ödüllendirilmiş olur.

Son olarak; kulüplerin bu duruma gelmesine sebep olan yöneticilerin durumu da önemli bir soru işaretidir. Ancak kulüplerin içinde bulunduğu bu mali durumun sorumluluğu, denetim görevini layıkıyla yerine getirmeyen kulüpler üstü kurumları da kapsamalıdır. Bugün ülke futbolunu kurtarmak yerine bağcıyı dövme yarışına girersek sadece zaman kaybederiz. Önceliğimiz mutlaka doğru yapılandırma ve denetim olmalıdır.

Yapılandırma sürecinde göz önünde bulundurulması gereken bir başka nokta da kulüplerin bağlı oldukları yönetmeliklerdir. Kulüplerimiz; halka açık şirketler olduğu için ticaret kanunu ve SPK yönetmeliği, dernek oldukları için dernekler kanunu ve federasyonun çatısı altında oldukları için federasyon yönetmeliklerine bağlıdırlar.

Yapılandırma ve buna bağlı olarak denetimin başarılı olabilmesi için yönetmelik ve kanunlardaki uyumsuzluklar gözden geçirilmeli ve herhangi bir açık kapı bırakılmamalıdır. 2010 yılında taslağı hazırlanmış olan ve daha sonra üzerinde durulmayan Spor Kulüpleri Yasa taslağının günümüz şartlarına göre revize edilerek ivedilikle çıkarılması öncelikli olmalıdır.

Kulüplerin tüzüklerinde de uyumsuzluklar olduğunu biliyoruz. Tüzükler de bu bağlamda düzenlenirse kulüplerin denetimi ve yaptırımlar açısından da bir yeknesaklık sağlanır. Örneğin; Beşiktaş ve Bursaspor’da denetim kurulu yönetim kurulundan bağımsız seçilirken; Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor da dahil olmak üzere diğer kulüplerin denetim kurulları yönetim kurulu ile birlikte seçilmektedir.

Kanunla; kulüplerdeki kurullarının bağımsız seçilmesi sağlanmalı ve böylece kulüp içindeki denetim mekanizmasının hür ve bağımsız çalışmasının önü açılmalıdır. Kanunda ayrıca yönetim kurulu üyeleriyle birlikte bu kurullarda görev alan kişilere de sorumluluklar ve cezai müeyyideler de belirlenmelidir. Yönetici ve kurulların sorumluluğun olmadığı zaman neler olabileceği bugünkü ülke futbolu ve kulüplerin durumu nedeniyle önümüzde acı bir gerçek olarak durmaktadır.

Yapılandırma sonrası geniş yetkiler ile donatılmış federasyon, maliye bakanlığı, dernekler masası, Türkiye Bankalar Birliği ve bağımsız denetçilerden oluşan bir denetçi grubu oluşturulmalı ve yapılandırmanın son gününe kadar aktif denetim devam etmelidir.

Bakanlık, federasyon, dernekler masası, SPK, bankalar birliği başta finansal olmak üzere tüm alacaklılar ve kulüpleri Türk sporunun geleceği adına adil ve bilimsel bir çözüme ulaşmak için göreve davet ediyoruz.

Finans Kartalları olarak tüm bu süreçte her türlü desteğe hazır olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak isteriz.

Finans Kartalları

İlişik yazılar
Beşiktaş’a Perakende’den Dersler
Beşiktaş’ın Acil Transfer Bölgesi:Kurumsallaşma
Beşiktaş’ta Yol Ayrımı: Tamam mı? Devam mı?