Yönetim
0

Sonucu Bırakıp Sonucu Yaratan Koşullara Bakmak

Yine bir Divan Kurulu toplantısıyla birlikte Beşiktaş’ın Borç Rakamı Şenlikleri’ne hoş geldiniz. “Borcumuz  500 milyonu aştı” günlerinden “Borcumuz bir milyarı aştı” günlerine geldik ama “borcumuz nedir” konusundaki tartışmalar hiç dinmedi.

Bu konudaki kafa karışıklıklarını gidermek üzere ben de bazen talep üzerine bazen de kendi kendime topa girip hesap kitap yaptım ve bazı mecralarda bu tartışmalara katıldım. İnsanın gönül verdiği kulübünün “Borcu ne kadar oldu?” ve “Acaba batıyor mu?” diye hesaplara girişmesi kadar da acıtıcı bir şey yok. Sevdiğin insanın kredi kartı borçlarını düşünmek gibi bir şey. İşin kutsiyetine aykırı. Taraftar olmak irrasyonel olmaktır. Üşenmeden deplasmanlara gitmek, son dakikada atılan golle gözlerden gelen yaşa hakim olamamak ya da kötü sonuçlanan bir maçın ardından sabahlara kadar uyuyamamaktır. Bir taraftar olarak bu tartışmaların ve hesapların içine girince insan elinde olmadan kirlendiğini hissediyor. Ama sussan olmuyor susmasan olmaz…

Rakamların detayına artık girmeyeceğim. Beşiktaş’ın var olan Denetleme Kurulu’nun raporlarındaki rakamların muhasebenin prensiplerine ve genel kabul görmüş tanımlara uygun olduğunu düşünüyorum. Bu rakamı baz alıp artık bu rakam tartışmasını bir kenara bırakmak lazım. Zaten hangi yöntemle alırsanız alın değişmeyen gerçek borçların artış hızıdır. Yani baştan beri çok farklı hesaplama yöntemleri ile dile getirilen rakamları logaritmik ölçüye indirgerseniz bugün hepsinin aynı yerde olduğunu görürsünüz.

Şimdi artık bunları değil “bunun altından nasıl kalkarız ve bir daha bu dönemleri tekrar etmemek için mali disiplini nasıl sağlarız”ı konuşmamız lazım. Yapılması gerekenlerin başında da tüzük değişikliği ve başta genel kurul olmak üzere Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu ve Divan Kurulu’nun etkin çalışması geliyor. Bir kez daha yineliyorum: Beşiktaş Divan Kurulu rakam tartışmalarını bir kenara bırakıp etkin ve kapsamlı bir tüzük tadil çalışmasının hazırlıklarını yapmalı.

Daha önceki yazılarımda mali disiplin konusunda tüzüğümüzdeki eksik ve gri alanlara dikkat çekmiştim. Futbol faaliyetlerinin halka açık bir şirkete devredilmiş olması nedeniyle BJK Genel Kurulu’nun kulübün faaliyetleri üzerindeki denetim ve gözetim gücünü yitirmiş olması acilen giderilmesi gereken bir husus. Halka açıldıktan sonra kopan bağın ve TTK, SPK ve Dernekler Kanunu arasında kalan boşlukların tüzük değişikliği ve tüzüğün yetmediği yerlerde yönetmelikler ile onarılması gerekiyor.

Mali disiplinin sağlanması için:

  • Bütçenin tanımı,
  • Bütçenin giderlerinin gelirlerinin toplamını aşamayacağı,
  • Bütçe ödeneklerinde aşım yetkisi ve sınırları,
  • Borçlanma yetkisi ve sınırları,
  • Dönem içinde varsa bir taşınmaz yatırımı bunun ayrıntılı gerekçeleri, maliyeti, ne kadar sürede bitirileceği ve nasıl finanse edileceği detaylı biçimde ortaya konması gerektiği ve eğer yatırım belirlenen bir kaynağın girişi koşuluna bağlanmış ise, söz konusu kaynak girişi olmadan yatırım harcaması yapılamayacağı,
  • Bölümler ve fasıllar arasında aktarım yetkisi ve sınırlarının,

 tüzük ve yönetmeliklerle netleştirilmesi ve icranın bunlara uygunluğunun etkin denetlenmesi gerekiyor.

Yönetim Kurullarının, Genel Kurul’dan aldığı yetkiyle, Genel Kurul’u temsilen hem BJK Futbol Yatırımları AŞ’yi hem de amatör şubeler ve iktisadi işletmeleri yine Genel Kurul’un onlara çizdiği çerçeve içinde yönetmesini sağlayamazsak biz bu borç tartışmalarını daha çok yaparız.

İlişik yazılar
Beşiktaş’ta Yol Ayrımı: Tamam mı? Devam mı?
Beşiktaş’a Perakende’den Dersler
Mali Konularda Sistemli Bir Şekilde Yapılan Tüzük İhlalleri